26.01.2018
633
Yazı Boyutu: A- A+

CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ ÖZGÜR ÖZEL’DEN TBMM BAŞKANI İÇİN DÜŞÜRME TEKLİFİ

ÖZEL, İÇTÜZÜKTE DEĞİŞİKLİK ÖNERDİ

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, TBMM Başkanı’nın gerekli koşullar oluştuğunda, düşürülebilmesi amacıyla gerekçeli güvensizlik önergesi verilebilmesini öngören bir içtüzük değişikliği hazırladı. Özel tarafından TBMM Başkanlığı’na iletilen içtüzük değişikliği teklifinin gerekçesinde, “Meclis Başkanının görevi kötüye kullanma, görevini layıkıyla yerine getirmeme, kamuyu zarara uğratma, hukuki sorumluluklarını yerine getirmeme, yönetme gücünü kaybetme ve benzeri gerekçelerle, görev süresi bitmeden önce yine TBMM Genel Kurulu tarafından görevinden alınarak ortaya çıkacak sorunların çözülmesi amaçlanmıştır” denildi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, TBMM Başkanı’nın gerekli koşullar oluştuğunda düşürülebilmesi amacıyla TBMM İçtüzüğü’nde değişiklik yapılmasına ilişkin içtüzük teklifi hazırladı. TBMM Başkanlığı’na sunulan tek maddelik içtüzük teklifi, TBMM Başkanı hakkında üye tam sayısının dörtte birinin imzasıyla gerekçeli güvensizlik önergesi verilebilmesini içeriyor. Teklifin gerekçesinde şunlar kaydedildi:

DEVLETİN HER KADEMESİNDE TEK ADAM

“Anayasanın sözü ve özü demokratik milli egemenliği öngörmüşken, son 15 yıldır ülkemizde devlet düzeninin her alanında tek adam yönetimine dayalı antidemokratik bir anlayış egemen olmaya başlamıştır. Tek adam zihniyeti güçler ayrılığını örselemiş, devletin temel organlarının dengesini bozmuştur. Yürütme, yargı ve yasamayı yönlendirmenin ötesinde yönetmeye başlamıştır. Devlet, tek adam tarafından yönetilmekte ve kontrol edilmektedir. Onun yetişemediği alanlarda da onu örnek alan yöneticiler tek adam anlayışını kendi alanlarında uygulamakta, devletin her kademesinde bu yönetim tarzı yerleşerek yaygınlaşmaktadır.

KAHRAMAN TEK ADAMLIĞA ÖYKÜNDÜ

 

Maalesef TBMM de devlete çöken bu anti demokratik, buyurgan, otoriter ve faşizan tek adam zihniyetinden nasibini almıştır. TBMM faaliyetlerinin yürütülmesinde TBMM Başkanı ve Başkanın da üyesi olduğu Başkanlık Divanı ile siyasi parti grupları da aktördür. Meclis Başkanının tek başına yerine getirmesi gereken görevleri ve kullanabileceği yetkileri bulunmakla birlikte Meclisin bazı faaliyetlerinde Başkanlık Divanı kararları ve görüşleri ile siyasi parti gruplarının iradelerinin de yansıması Anayasa ve TBMM İçtüzüğü gereğidir. 26. Yasama Dönemi Meclis Başkanı tek adamlığa öykünerek Başkanlık Divanı ve siyasi parti gruplarını yok sayan uygulamalara koyulmuştur. Başkanlık Divanı üyelerinin ve TBMM’de temsil edilen siyasi partilerin görüş, rıza ve onaylarının İçtüzük veya parlamento teamülleri gereği alınmasının gerektiği konularda, Meclis Başkanı doğrudan tek başına kararlar almakta ve uygulamaktadır. Şahsi ve keyfi tutum ve uygulamaları somutlaştırmak hiç de zor değildir. Genel Kurul arkasındaki Başkanlık Divanı üyeleri ve parti grup başkanvekillerinin kullandıkları odalarda gerçekleştirilen onarım için Başkanlık Divanı kararı alınmamıştır. TBMM’nin mevcut Başkanı tek adam yönetimini o kadar benimsemiş olacak ki, yurt dışında TBMM’yi temsil edecek heyetlere katılacak milletvekillerini kafasına göre belirlemekte, keyfine uygun heyetler oluşturmaktadır.

YASAMA VE DENETİME İMKAN VERMİYOR

Bunların dışında TBMM Başkanı, milli iradeyi temsil eden TBMM’nin Anayasa ve İçtüzükten kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesine engel olmakta, yasama ve denetim görevlerini gereği gibi yerine getirmesine imkan vermemektedir.  Öncelik ve ivedilikle görüşülmesi, otuz gün içinde sonuçlandırılması gereken OHAL KHK’larını Genel Kurul gündeminin ön sırasına almamakta, sürüncemeye bırakmaktadır. Doğrudan halkın seçtiği temsilcilerden oluşan yasama organı TBMM, kamuoyunun ilgi odağıdır. Halk, temsilcilerini gönderdiği TBMM’nin faaliyetlerini takip etmektedir. TBMM’de yalnızca çoğunluğu oluşturan iktidar partisinin değil milli iradeyi oluşturan diğer bütün partilerin kendini ifade edebileceği demokratik bir ortam ve yönetim anlayışı kamuoyuna yansımalıdır.

ORTAYA ÇIKACAK SORUNLAR ÇÖZÜMLENMESİ

TBMM Başkanının seçim usulü, görev süresi, görev ve yetkileri TBMM İçtüzüğünde düzenlendiği halde; sorumluluklarını yerine getirmemesi, yetkisiz olduğu konularda kararlar alıp uygulaması, keyfi yönetim sergilemesi hallerinde parlamenter denetime tabi tutularak süresinden önce görevine son verilmesi hükme bağlanmamıştır. Mevcut Başkanın başvurduğu keyfi ve anti demokratik uygulamalar, gerekli koşullar oluştuğunda TBMM Başkanının süresi bitmeden önce kendisini seçen TBMM tarafından görevinden uzaklaştırılabilmesinin bir zorunluluk olduğunu göstermiştir.  Yukarıda açıklanan nedenlerle Teklifle, TBMM Genel Kurulu tarafından seçilen Meclis Başkanının görevi kötüye kullanma, görevini layıkıyla yerine getirmeme, kamuyu zarara uğratma, hukuki sorumluluklarını yerine getirmeme, yönetme gücünü kaybetme ve benzeri gerekçelerle, görev süresi bitmeden önce yine TBMM Genel Kurulu tarafından görevinden alınarak ortaya çıkacak sorunların çözülmesi amaçlanmıştır.

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi gerekçesiyle birlikte ilişikte sunulmuştur.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

Özgür ÖZEL

Manisa Milletvekili

CHP Grup Başkanvekili

GENEL GEREKÇE

Devlet sistemlerinde yönetim şekli erklerin birbirleriyle olan karşılıklı konumları ve ilişkilerine göre şekillenir. Bu kapsamda güçler ayrılığı devlet düzeninin demokratik niteliğini belirleyici temel unsurdur. Yasama, yürütme ve yargı erklerinin her birinin ayrı konumu, işlevi ve önemi vardır. Devletin temel organlarını oluşturan bu güçlerden birinin diğerine önceliği veya üstünlüğü kamu düzenini bozacak, sistemin demokrasiden uzaklaşmasına yol açacaktır. Bu nedenledir ki Türkiye Cumhuriyeti Anayasası; kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğunu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğunu başlangıç kısmında vurgulamıştır.

Yine Anayasa’nın 6’ncı maddesinde “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.” denilerek Türk Milletinin, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanacağı, egemenliğin kullanılmasının, hiçbir surette hiçbir kişiye bırakılamayacağı belirtilmiştir.

Anayasa’nın sözü ve özü demokratik milli egemenliği öngörmüşken, son 15 yıldır ülkemizde devlet düzeninin her alanında tek adam yönetimine dayalı antidemokratik bir anlayış egemen olmaya başlamıştır. Tek adam zihniyeti güçler ayrılığını örselemiş, devletin temel organlarının dengesini bozmuştur. Yürütme, yargı ve yasamayı yönlendirmenin ötesinde yönetmeye başlamıştır. Devlet, tek adam tarafından yönetilmekte ve kontrol edilmektedir. Onun yetişemediği alanlarda da onu örnek alan yöneticiler tek adam anlayışını kendi alanlarında uygulamakta, devletin her kademesinde bu yönetim tarzı yerleşerek yaygınlaşmaktadır.

Maalesef  TBMM de devlete çöken bu anti demokratik, buyurgan, otoriter ve faşizan tek adam zihniyetinden nasibini almıştır. TBMM faaliyetlerinin yürütülmesinde TBMM Başkanı ve Başkanın da üyesi olduğu Başkanlık Divanı ile siyasi parti grupları da aktördür. Meclis Başkanının tek başına yerine getirmesi gereken görevleri ve kullanabileceği yetkileri bulunmakla birlikte Meclisin bazı faaliyetlerinde Başkanlık Divanı kararları ve görüşleri ile siyasi parti gruplarının iradelerinin de yansıması Anayasa ve TBMM İçtüzüğü gereğidir. 26. Yasama Dönemi Meclis Başkanı tek adamlığa öykünerek Başkanlık Divanı ve siyasi parti gruplarını yok sayan uygulamalara koyulmuştur.

Başkanlık Divanı üyelerinin ve TBMM’de temsil edilen siyasi partilerin görüş, rıza ve onaylarının İçtüzük veya parlamento teamülleri gereği alınmasının gerektiği konularda, Meclis Başkanı doğrudan tek başına kararlar almakta ve uygulamaktadır. Şahsi ve keyfi tutum ve uygulamaları somutlaştırmak hiç de zor değildir. İçtüzüğün 176’ncı maddesine göre bina onarımlarına ilişkin kararların Başkanlık Divanınca alınması gerekmektedir. Genel Kurul arkasındaki Başkanlık Divanı üyeleri ve parti grup başkanvekillerinin kullandıkları odalarda gerçekleştirilen onarım için Başkanlık Divanı kararı alınmamıştır. Birleşim öncesinde, oturumlar sırasında ve oturum aralarında birleşimi yöneten Başkanvekili ve katip üyelerin, parti grup başkanvekillerinin, Hükümeti temsil eden bakanın hazırlanma, görüşme, istişarede bulunma ve dinlenme amaçlarıyla kullandıkları bu mekanların değiştirilmesinde Başkanlık Divanı kararını bırakın, bu alanları kullanan kimseye danışılmamıştır. TBMM’nin çalışmalarına iki hafta ara verdiği bir sürede oldu bittiye getirilen onarımda, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi kullanılan sığınak girişi kapatılmış; muhalefet ve iktidarın ortak kullandıkları alanlar, kavasların fotokopi çektikleri ve giyinme bölümleri olan odalar yıkılıp dökülerek Meclis Başkanının tercihlerine göre lüks bir makam odasına dönüştürülmüştür. Yine Ana Binanın bahçesinde iktidar ve muhalefet kulislerine açılan kısımlarda çimlik alanın üzerine beton dökülerek yapılan çelik gövdeli cam kaplamalı üstü çatılı iki yapı için de Başkanlık Divanı kararı alınmamıştır. Başkanlık Divanında 15 Temmuz darbe girişiminde hasar gören yerlerin onarımı için karar alındığı halde Ana Binanın hasar görmeyen birçok yerinde gereksiz, kapsamlı onarım işleri yapılmış, kamu kaynağı israf edilmiştir.

TBMM’nin mevcut Başkanı tek adam yönetimini o kadar benimsemiş olacak ki, yurt dışında TBMM’yi temsil edecek heyetlere katılacak milletvekillerini kafasına göre belirlemekte, keyfine uygun heyetler oluşturmaktadır. Oysa, TBMM’nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki Kanun uyarınca yurt dışına gidecek TBMM heyetleri, siyasi parti gruplarınca bildirilen üyelerden oluşturulmalıdır. Meclis Başkanı siyasi parti gruplarının iç işlerine karışarak, onların yerine geçerek, onlar adına üye belirleme yetkisini pervasızca kendisinde görebilmektedir.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası TBMM Başkanınca Meclis İdari Teşkilatı yöneticilerinden bazıları görevden alınmış, konu basına “Mecliste FETÖ operasyonu” şeklinde yansıtılmıştır. Görevden alınan yöneticilerden yalnızca birine, görevden alma işleminin FETÖ ile ilgisi bulunmadığı şeklinde şahsa özel yazı veren Meclis Başkanı, aynı şahsı daha sonra FETÖ iltisakı gerekçesiyle KHK ile ihraç ettirmiştir.  

Bunların dışında TBMM Başkanı, milli iradeyi temsil eden TBMM’nin Anayasa ve İçtüzükten kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesine engel olmakta, yasama ve denetim görevlerini gereği gibi yerine getirmesine imkan vermemektedir.  Öncelik ve ivedilikle görüşülmesi, otuz gün içinde sonuçlandırılması gereken OHAL KHK’larını Genel Kurul gündeminin ön sırasına almamakta, sürüncemeye bırakmaktadır.

Doğrudan halkın seçtiği temsilcilerden oluşan yasama organı TBMM, kamuoyunun ilgi odağıdır. Halk, temsilcilerini gönderdiği TBMM’nin faaliyetlerini takip etmektedir. TBMM’de yalnızca çoğunluğu oluşturan iktidar partisinin değil milli iradeyi oluşturan diğer bütün partilerin kendini ifade edebileceği demokratik bir ortam ve yönetim anlayışı kamuoyuna yansımalıdır. TBMM yönetiminde, karar alma ve uygulama süreçlerinde, temsil edilen siyasi partilerin birbirleriyle ilişkilerinde demokratik teamüllerin ve katılımın gerekliliği tartışmasızıdır.

TBMM Başkanının seçim usulü, görev süresi, görev ve yetkileri TBMM İçtüzüğünde düzenlendiği halde; sorumluluklarını yerine getirmemesi, yetkisiz olduğu konularda kararlar alıp uygulaması, keyfi yönetim sergilemesi hallerinde parlamenter denetime tabi tutularak süresinden önce görevine son verilmesi hükme bağlanmamıştır.

Mevcut Başkanın başvurduğu keyfi ve anti demokratik uygulamalar, gerekli koşullar oluştuğunda TBMM Başkanının süresi bitmeden önce kendisini seçen TBMM tarafından görevinden uzaklaştırılabilmesinin bir zorunluluk olduğunu göstermiştir. 

Nitekim 22’nci Yasama Döneminde Meclis Başkanı Bülent Arınç imzasıyla verilen İçtüzük Değişikliği Teklifinde, TBMM Başkanı hakkında güvensizlik önergesi verilmesi suretiyle denetim yolu işletilerek süresinden önce Genel Kurul tarafından görevine son verilebilmesi öngörülmüştür. Bu günleri görürcesine hazırlanan söz konusu düzenleme, “seçimle göreve gelmek, seçmenlerin güvenini kazanmak demektir. Bu güven zamanla seçilen tarafından zedelenebilir. Bu durumda seçmene seçtiği kişiyi değiştirme imkanı tanınmalıdır.” şeklinde gerekçelendirilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle Teklifle, TBMM Genel Kurulu tarafından seçilen Meclis Başkanının görevi kötüye kullanma, görevini layıkıyla yerine getirmeme, kamuyu zarara uğratma, hukuki sorumluluklarını yerine getirmeme, yönetme gücünü kaybetme ve benzeri gerekçelerle, görev süresi bitmeden önce yine TBMM Genel Kurulu tarafından görevinden alınarak ortaya çıkacak sorunların çözülmesi amaçlanmıştır.

MADDE GEREKÇELERİ

MADDE 1- Maddeyle TBMM İçtüzüğünde yapılan değişiklikle TBMM Genel Kurulunca seçilen Meclis Başkanının gerekli koşullar oluştuğunda, gerekçeli bir güvensizlik önergesi ile TBMM Genel Kurulunca görevine son verilebilmesi sağlanmaktadır. Başkan hakkında işletilebilmesi öngörülen denetim yolu gensorudan farklıdır. Genel görüşmeye benzerlik gösterse de sonuç olarak görüşmelerin sonunda Başkanın görevine devam edip etmemesi gizli oylama konusu yapılabilecektir. Başkan hakkında güvensizlik önergesinin yüksek sayıda imzayla verilebilmesinin öngörülmesi, işin ciddiyetini ve ağırlığını yansıtmaktadır. Yine Genel Kurulun aynı konuda birden fazla görüşme yapmak durumunda kalmaması için tek aşamalı görüşme öngörülmüş, ancak oylama iki aşamalı olarak düzenlenmiştir.       

MADDE 2– Yürürlük maddesidir.

MADDE 3- Yürütme maddesidir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ İÇTÜZÜĞÜNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR İÇTÜZÜK TEKLİFİ

MADDE 1- 5/3/1973 tarihli ve 584 karar numaralı Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 10 uncu maddesinin başlığı “Başkanın seçimi, görev süresi ve görevinden düşürülmesi” şeklinde değiştirilmiş ve maddenin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Başkan hakkında, üye tam sayısının en az dörtte birinin imzasıyla gerekçeli güvensizlik önergesi verilebilir. Güvensizlik önergesi beşyüz kelimeden fazla ise özeti eklenir. Güvensizlik önergesi, verilişinden sonraki üç gün içinde bastırılarak üyelere dağıtılır, Gelen Kağıtlar Listesine alınır ve Genel Kurulda metni veya beşyüz kelimeden fazla ise özeti okutulur. Dağıtımından itibaren on gün içinde, gündemin “Oylaması yapılacak işler” kısmına alınıp alınmayacağı özel gündem halinde görüşülür. Genel Kurulda bu konudaki görüşmede sırasıyla, istemde bulunan milletvekillerinden birinci imza sahibi veya onun göstereceği bir diğer imza sahibi, siyasi parti grupları ile TBMM Başkanı konuşabilir. Genel Kurul, güvensizlik önergesinin gündemin “Oylaması yapılacak işler” kısmına alınıp alınmamasına işaretle oylama suretiyle karar verir. Güvensizlik önergesinin gündemin “Oylaması yapılacak işler” kısmına alınması kabul edildiği takdirde gizli oylama, görüşmelerin tamamlanmasından itibaren yirmidört saat geçmeden yapılamaz. Gizli oylamada yalnızca güvensizlik oyları sayılır. Başkan, üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyuyla düşürülebilir.”

MADDE 2- Bu İçtüzük hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3- Bu İçtüzük hükümleri Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yürütülür.

CHPnet

SİTELERİ